Çanakkale’deki Depremler Bursa’yı etkiler mi?

“Çanakkale ve çevresi Depremlerle sarsılırken, Bursa’nın durumunu ve Çanakkale Bölgesinin Bursa faylarına etkisini araştırdık.”

Ülkemiz, yerkürede deprem ve jeolojik hareketliliği en fazla olan bölgelerin başında gelmektedir. Dönem dönem şiddetli depremlerle de bu gerçeği bize hatırlatmaktadır. Türkiye’nin deprem büyüklükleri bakımından dünyada ikinci önemli ülke olduğu pek bilinmez.

Ülkemiz coğrafyasını doğudan batıya şekillendiren Kuzey Anadolu Fayı (KAF) Marmara Bölgesinde kuzey ve güney olarak 2 kola ayrılır. Kuzey Kolları İzmit körfezinde denizin altına girerek İstanbul’u paralel olarak Trakya bölgesine kadar uzanır. Güneye kıvrılan kolu da bölünerek güney Marmara bölgesi boyunca, Yalova, Gemlik üzerinden batıya doğru uzanır.  Güneye kıvrılan küçük kolları da Bursa üzerinden Karacabey, Manyas hattına kadar uzanır. Bu bölgedeki kırıklı kolları kendine özgüdür. Bu kollar, Marmara Bölgesi’nde en etkin tektonik yapıyı oluşturmuşlardır. KAF Güney kol üzerinde yer alan alanda kuzeyde Edincik, Kapıdağı, Bandırma-Mudanya yükselimleri hattı güneyde Uludağ yükselimi ve Söğütalan platosu yer alır. Bu iki yükselim alanının ortasında doğu-batı uzanımlı bir çöküntü (depresyon) ovası bulunur. KAF güney kolunu oluşturan faylar Yenice-Gönen, Manyas Mustafakemalpaşa, Uluabat ve Bursa fayları olarak adlanmaktadır. Bunların çoğunluğu (sağ yanal atımlı ve doğrultu atımı egemen) faylardır.

Depremsel verilere bakıldığı zaman bölgedeki depremlerin büyük ölçüde güney kol üzerinde meydana geldiğini göstermektedir. Yani bu alanda, geçmişten bugüne depremler meydana gelmiştir. En son 1855 depremi bunlardan biridir.

“Bursa ovası, gölleri Depremsel etkinliklerin sonucu oluşmuştur”

 

Tophane dediğimiz, çevresine göre yükselti konumunda kalmış bölge, bu tektonik hareketlerin oluşturduğu bir şekillenme olduğu belirtilmektedir. Aslında pek bilinmese de, KAF fayının zaman içindeki tektonik hareketleri sonucu, bugünkü Gemlik – Mudanya hattındaki yükseltilerin ve hatta Bursa coğrafyamızın oluştuğunu söyleyebiliriz.

Bölgede bu normal faylara bağlı olarak havzalar ve çöküntü alanları meydana gelmiştir. Bu çöküntü alanının en çukur yerlerine ise Manyas ve Uluabat gölleri yerleşmiştir. Dolayısıyla bu göller tektonik kökenlidir.

Kısaca teknik boyutuyla anlatmaya çalıştığımız üzere, tüm Anadolu ve Marmara coğrafyası, bu tektonik kara bloklarının hareketleri ve birbiriyle çarpışmalarıyla şekillenmiş durumdadır. Bu da, bizim bölgemizin çok hareketli ve deprem üretebilen bir bölge olması anlamını taşımaktadır.

“Çanakkale Bölgesi Faylarındaki gerilim artışı dikkat çekici”

Çanakkale’de, geçtiğimiz haftalarda yüzün üzerinde depremle sarsıldı. Arka arkaya gelen deprem dalgaları insanımız ve uzmanlarda bu daha büyük depremlerin habercisi mi diye bir soru işaretinin oluşmasına yol açmıştır. Aslen, bu bölge bursa Kocaeli bölgeleri gibi KAF faylarının etkisi uzantısı değildir. Uzmanlara göre, Çanakkale ve genel olarak Batı Anadolu bölgesinde çok sayıda küçük parçalı fay bulunmaktadır. Bu faylar genel olarak KAF’ın uzantısı devamı değillerdir. Ama az yâda çok KAF faylarının uzantılarının sonunda bulunması nedeniyle etkilenmeleri muhtemel olabilir. Yani, KAF fayının uzantısı olan küçük fayların tetiklemiş olması az da olsa ihtimal dâhilidir. Bu bölgedeki fayların kendi oluşturdukları gerilim kaynaklı bir depremsel etkinlik artışı olması ihtimal dâhilidir.

“Çanakkale ve Bursa farklı Fayların etkisi altındadır!”

Çanakkale bölgesinde bulunan bu küçük fayların Bursa’mızdaki KAF uzantısı fayları etkilemesi tetiklemesi pek mümkün görünmemektedir.

Ayreten şunu da belirtmek isterim ki, bu bölgelerde çok yoğun derinlikli araştırmalar yapılmadığı da bir gerçektir. Yani bizler toprağımızın altındaki tektonik ahval konusunda çok da bilgi sahibi değiliz.

Bursa ve çevresindeki faylar, KAF’ın güney kolunu oluşturan çok sayıda kırık ve kendi has yapısı olan fay hatlarıdır. Bunların çok yoğunluklu olmasa bile deprem ürettikleri bir gerçektir. Geçmişte de, Bursa ve çevrelerinde şiddetli depremler olduğu bilinir. Bu nedenle de, deprem bizde olmaz demeyip, hazırlıklı olmamız gereklidir.  Çok sayıda fayın üzerinde yaşadığımızı ve bu faylarda biriken enerjinin depreme yol açabileceğini aklımızda tutmakta fayda vardır.

“25 yıl sonra Bursa fayında aktivite bekleniyor”

Bursa Kent Konseyi tarafından geçmiş tarihlerde gerçekleştirilen bir etkinlikte konuşan Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mustafa Arık ilginç açıklamalarda bulunmuştu; “Bursa fayı, doğudan Derekızık Burhaniye köyünden başlayarak Uluabat’a kadar devam eden 45 kilometre uzunluğunda Kuzey Anadolu fay hattının alt fay zonudur. Bursa fayı, 180 ile 260 yıllık periyoda sahiptir. 1855 depreminden bugüne uzun süreç geçti. Herhalde 25 yıl sonra Bursa fayında da aktivite bekleniyor. Bursa’da ikinci olarak Geyve-İznik fay hattı da bulunuyor. Gemlik ilçesi ve Bandırma Körfezi’ne kadar uzanabiliyor. Bu fay hattı 500 yıldır suskunluğunu sürdürüyor. Yıllık aktivitesi 9 milim olduğuna göre 7 ve 10 arasında depremsellik oluşturabilir. Sahip olunan jeotermal sular da kentin aktifliğini göstermektedir” diyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

RSS
Follow by Email
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Share